MENÜ

Beyin Anevrizması / Baloncuk

Anevrizma, atardamar duvarındaki zayıf bir noktada oluşan baloncukları tanımlayan tıbbi terimdir. Beyin anevrizmalarının (baloncukları) oluşumunda genetik bir temel olmakla birlikte hipertansiyon, tütün ve aşırı alkol kullanımı anevrizma gelişimini kolaylaştıran faktörler arasındadır. Beyin anevrizması teşhisi konulmuş birinci derece akrabası olan kişilerde anevrizma gelişme riski diğer insanlara göre daha yüksektir. Birinci derece akrabasında anevrizma teşhisi konulmuş kişilerde, özellikle sigara kullanımı veya hipertansiyon hastalığı varsa, anevrizma olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu araştırma, beyin MR- anjiografi yöntemi ile yapılır (MR-anjiografi hakkında bilgi için tıklayınız).  Günümüzde, yaygınlaşan tıbbi görüntüleme yöntemleri sayesinde beyin anevrizmalarının çok önemli bir kısmını, beyin kanamasına neden olmadan teşhis edip, düşük komplikasyon riskleri ile tedavi edebiliyoruz.

Beyin baloncukları, ciddi ve önemli bir sağlık problemidir. Beyin anevrizmasının patlaması, beyin ile beyin zarı arasındaki boşlukların içinde kanamaya neden olur.  Bu tip beyin kanamaları "subaraknoid kanama" olarak adlandırılır. Anevrizmaya bağlı subaraknoid kanama, oldukça ciddi bir tıbbi problemdir. Subaraknoid beyin kanaması geçiren hastaların %20-25'i hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder. Hastaneye ulaşıp tedavisi başlatılan hastaların da  yaklaşık %15-20'si  kanama sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Anevrizma patlaması sonucu beyin kanaması gelişmiş hastalarda, eğer anevrizma tedavi edilmezse (kapatılmazsa), hastaların yaklaşık %35'inde ilk kanamadan sonra 30 gün içinde anevrizma tekrar patlayarak ikinci bir beyin kanamasına neden olur. Bu ikinci beyin kanaması, hastanın hayatını kaybetmesine veya ciddi sakatlıklarla sonuçlanabilecek ağır bir tıbbi tablonun gelişmesine neden olur. Bu nedenle anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastaların anevrizmaları en kısa süre içinde, tekrar kanamasını önlemek için, tedavi edilmelidir. 

Anevrizma patlamasından yaklaşık 4-5 gün sonra, beyin ile beyin zarı arasına yayılan kan içinde beyin damarları için toksik (zararlı) etkilere sahip bazı maddeler oluşmaya başlar. Bu zararlı kan ürünleri, beyin damarlarında vazospazmlara (büzüşmeler) neden olarak beyinin oksijen ihtiyacını karşılayan kan akımının ciddi düzeyde azalmasına ve buna bağlı olarak beyin hasarına neden olabilir. Damarda toksik kan ürünlerine bağlı gelişen bu spazmlar, kan basıncını yüksekterek ve vazospazmı azaltıcı ilaçlarla tedavi edilir. İlaç tedavisine cevap vermeyen durumlarda, anjiografi ile vazospazm gelişmiş damar noktalarını balonla genişletmek gibi daha agresif tedavilere ihityaç duyulabilir.

Anevrizmaların patlaması sonucu gelişen tıbbi tablonun ciddiyeti, anevrizmaların patlamadan önce saptanabilmesinin önemini açık şekilde ortaya koymaktadır. Beyin baloncukları, genellikle patlamadan önce belirti vermezler. Bununla birlikte anevrizmalar, baş ağrısı, göz arkasında ağrı hissi, bulantı-kusma, göz kapağında düşüklük, çift veya bulanık görme gibi şikayet ve bulgular oluşturabilir. Günümüzde, yaygınlaşan tıbbi görüntüleme yöntemleri sayesinde beyin anevrizmalarının önemli bir kısmını, beyin kanamasına neden olmadan teşhis edebiliyoruz. Beyin anevrizması teşhisi, hasta için  tatsız bir süpriz olmakla birlikte, anevrizmanın patlamadan ve hayatı tehdit eden bir tıbbi durum ortaya çıkmadan tespit edilebilmiş olması çok önemli ve değerlidir. Genel olarak daha önce kanamamış bir beyin anevrizmasının yıllık kanama riski, % 1-2 oranındadır. Bununla birlikte, günümüz teknolojisi ile hangi anevrizmanın patlayıp, beyin kanamasına neden olacağını önceden kesin şekilde tespit etmek mümkün değildir. MR görüntüleme gibi bir teknikle anevrizma tespit edilmiş hastada bir sonraki adım, kateter anjiografisi (DSA) yapmaktır. Anjiografiden elde edilecek bilgi ve bulgular ışığında hasta için en doğru ve uygun tedavi yöntemi belirlenir. Kateter anjiografisi sırasında herhangi bir komplikasyon (yan etki) gelişme riski çok düşüktür. Günümüzde üst düzey dijital teknolojiye sahip anjiografi cihazları ile damarların 3-boyutlu görüntülerini elde edip, herbir hasta için en doğru tedavi yöntemine karar verebiliyoruz. Beyin anevrizması teşhisi konulmuş hastalar, karşılarına tatsız bir süpriz olarak çıkan bu hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu bilmelidirler. Beyin anevrizması, uygun şekilde takip ve tedavi edilmediği takdirde ciddi tıbbi sonuçlar doğurabilen bir hastalık olmakla birlikte, günümüzde ileri tıp teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen kapalı ameliyat (endovasküler cerrahi) yöntemleri ile beyin anevrizmalarını düşük komplikasyon (yan etki) oranlarıyla tedavi edebilmekteyiz.

 

Anjiografi ile oluşturulmuş 3-boyutlu beyin damar görüntüleri. Hastaya en uygun tedavi planlaması için oluşturulan bu görüntülerde anevrizma ile damarlar arasındaki ilişki daha net değerlendiriliyor. Anjiografi ile oluşturulmuş 3-boyutlu beyin damar görüntüleri. Hastaya en uygun tedavi planlaması için oluşturulan bu görüntülerde anevrizma ile damarlar arasındaki ilişki daha net değerlendiriliyor.

                                                                   İncelemek için resimler üzerine tıklayınız 

 

Anevrizma tedavisinin amacı gelecekte anevrizmanın patlamasına bağlı gelişebilecek potansiyel bir beyin kanamasını engellemektir. Anevrizma tedavisinin temel prensibi, anevrizma içine kan girişini engelleyerek, anevrizmanın patlama riskini ortadan kaldırmaktır. Tedavi iki farklı metodla yapılabilir:

  • Endovasküler tedavi (kapalı ameliyat)
  • Açık Cerrahi (Klipleme)

Açık cerrahi tedavi, beyin cerrahları tarafından yapılır. Açık cerrahi yöntemde kafatası açılarak anevrizmanın yerleşitiği damar bulunup, damar ile anevrizma boynu arasına metal bir klip konularak anevrizma içine kan girişi engellenir.

Kapalı ameliyat (Endovasküler tedavi), kafatası açılmadan, damar içinden uygulanan yöntemlerle gerçekleştirilir. Günümüzde kapalı ameliyat yöntemleri, anevrizma tedavisinde ilk tedavi seçeneği haline gelmiştir. Son on yıl içinde kapalı ameliyat yöntemlerinde kullanılan malzeme teknoloji ve uyguladığımız teknikler çok hızlı gelişti. 10-15 yıl öncesine kadar tedavisi çok riskli veya hatta imkansız olarak kabul edilen kompleks anevrizmaları bile, gelişen kapalı ameliyat yöntemlerimiz sayesinde, günümüzde başarıyla tedavi edebiliyoruz. Endovasküler tedavinin açık cerrahiyle karşılaştırıldığında çok önemli avantajları vardır. Endovasküler tedavide hastanın kafatasının açılmaması, buna bağlı olarak çok daha kısa sürede normal aktivitelerine dönebilmesi, birden fazla sayıda anevrizması olan hastalarda tek bir işlemle tüm anevrizmaların tedavi edilebilmesi, işlem sonrası cerrahi bir yara/yaraizi olmaması, düşük komplikasyon riski, endovasküler (kapalı ameliyat) yönteminin önemli avantantajlarından bazılarıdır. Hastaya ve anevrizmanın yapısı göz önüne alınarak ugulanan yönteme bağlı olarak değişkenlik gösterse de; patlamamış bir beyin baloncuğu olan hasta, sorunsuz geçen bir kapalı ameliyat (endovasküler tedavi) sonrasında 2-4 içinde hastaneden taburcu edilebilmektedir.

Beyin anevrizmalarının tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi, Tedaviler bölümünde yer almaktadır.

Beyin anevrizma tedavisi detayları için tıklayınız.

PAYLAŞIN

Teşhis

Serebral (beyin) anjiografi, boyun ve beyin damarlar hastalıklarını teşhis etmek için nöroradyologlar tarafından yapılan işlemdir.

Devamı

Tedaviler

Anevrizma tedavisinin amacı gelecekte anevrizmanın patlamasına bağlı gelişebilecek potansiyel bir beyin kanamasını engellemektir.

Devamı

İletişim

İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahi binası, 1.bodrum kat. Radyoloji Anabilim Dalı, Nöroradyoloji Bilim dalı, Çapa, İstanbul

Devamı
© 2015 Kubilayaydin.com.tr - Kullanım Şartları & Gizlilik